Bilim dışı ayetler
Bilimsel olarak doğru olmayan ayetler.
İnsan nasıl yaratıldı?
Ayet bel ile kaburga kemikleri arasından diyor tıp ise testislerden diyor.
“Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.” 86:5
“Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.” 86:6
“Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar.” 86:7
Cennetin genişliği
Cennet tarif edilirken “eni, gökle yerin genişliği kadar”, “genişliği göklerle yer arası kadar” ifadeleri geçiyor. Yerden kastedilen Dünya gezegeni olduğuna göre, Dünya da diğer gök cisimlerinden biri olduğuna göre “gök ile yer kadar” demek anlamsız bir ifadedir. Hatta bu ifadeden yerin altta, uzayın ise üstte katı ve düz madde olarak algılandığı anlaşılmaktadır.
“Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.” 3:133
“Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete… 57:21
Göğün katı madde sanılması
Kuran’da gökyüzünün katı madde sanıldığını gösteren ayetler aşağıdadır. 50:6 ayetinde “Gökte çatlak yoktur” yazar. Katı olmayan maddede çatlak olamayacağına göre göklerin katı madde sanıldığını anlıyoruz. Mealciler bu sözcüğü “düzensizlik yoktur, eksik yoktur” diye bilinçli değiştirerek çevirirler. 22:65 ayetinde yere düşmesin diye gök tutuluyor, 65:12 ayetinde gökler ile yere (toprağa) aynı miktarda diyor, 13:2 ayetinde ise gökler düşmeden direksiz duruyor diyor, 86:3 ayetinde yıldız göğü deliyor, 67:5 ayetinde “en yakın gök” ifadesi katı katmanlar düşüncesi ile uyumlu. Bunu 7 atmosfer diyerek kurtarmaya çalışırlar oysa yeryüzüne en yakın atmosfer katmanında yıldızlar (kandil) yoktur. 21:32 ayetinde uzaya “tavan” diyor. 72:8 ayetinde “göğe dokunduk, oturduk” diyor.
“…göğe bakmadılar mı, onu hiçbir çatlağı olmadan nasıl yaptık ve onu nasıl süsledik?” 50:6
“…yerin üzerine düşmesin diye göğü o tutuyor” 22:65
“Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık.” 21:32
“…yedi göğü ve yerden (topraktan) bir o kadarını yaratandır.” 65:12
“…gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yükseltti” 13:2
“Biz göğe dokunduk ve onu güçlü bekçilerle ve ateş toplarıyla korunmuş bulduk, Aslında, dinlemek için orada oturma yerlerine otururduk. Artık, şimdi kim dinlemek isterse, kendisini izleyen yakıcı ışınlar bulur!”“ 72:8 72:9
“O, delici yıldızdır.” 86:3
“…en yakın göğü kandillerle donattık.” 67:5
Düz Dünya
Yeryüzünün yaratılmasını anlatan ayetlerde “yaymak”, “döşemek”, “sergi”, “düzlemek” “döşek” gibi ifadeler seçilmesi düz Dünya modeli anlatısıdır. Doğrudan atıf yapan ve dolaylı olarak düz Dünya’ya atıf yapan ayetler aşağıdadır.
Düz Dünya’ya doğrudan atıf yapılan ayetler
- 2:22 - firâşan - oturmaya serilen şey, döşek - فرش
- 13:3 - medde - yaymak, uzatmak, genişletmek - مدد
- 15:19 - medednaha - yaymak, uzatmak, genişletmek - مدد
- 20:53 - mehden - beşik, döşek, yatak - مهد
- 50:7 - medednaha - yaymak, uzatmak, genişletmek - مدد
- 51:48 - feraşnaha - biz döşedik - فرش–
- 71:19 - bisaten - bir sergi, yaygı, halı - بِسَاطًۭا
- 78:6 - mihaden - beşik, döşek, yatak - مهد
- 79:30 - dehaha - genişçe yaymak, دحو
- 88:20 - sutihat - düz olarak yayılıp, döşenmiş - سطح
- 91:6 - tahaha - yayana, döşeyene - طحو
Düz Dünya’ya dolaylı gönderme yapan ayetler.
- 2:144 - Kâbe’ye doğru namaz kılmak
- 2:164 - (Gece ve gündüz kubbede dönüyor sanılıyor) “Gece ve gündüzün birbirini takip etmesinde”
- 2:187 - Oruç vakti için kutuplar yok: “Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye kadar”
- 3:27 - (Gece ve gündüz kubbede dönüyor sanılıyor) “Geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü gecenin içine sokarsın”
- 18:47 - “Dağlar kaldırıldığı zaman, bütün yer çırılçıplak ortaya çıkacaktır.”
- 18:86 - “Güneşin battığı yere varınca…”
- 18:90 - “Güneşin doğduğu yere ulaşınca…”
- 17:78 - (Salat vakti için kutuplar yok) “Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar salat et”
- 17:37 - “Yeri asla yırtamazsın/yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.”
- 20:106 - “Dağlar dağıldığında, yeryüzü dümdüz bir ova olur.”
- 24:44 - (Gece ve gündüz kubbede dönüyor sanılıyor) “Allah, geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor”
- 26:28 - “Doğu’nun, batı’nın ve ikisi arasında kalan her şeyin Rabbi.”
- 39:5 - (Gece ve gündüz kubbede dönüyor sanılıyor) “Geceyi gündüze, gündüzü de geceye sarar”
- 57:6 - (Gece ve gündüz kubbede dönüyor sanılıyor) “Geceyi gündüze sokar, gündüzü de geceye sokar.”
- 55:17 - “İki doğunun ve iki batının Rabbi.”
- 57:21 - “Cennet bahçesi, genişliği göklerin ve yerin genişliği kadardır.”
- 69:14 - “Yer ve dağlar çarpma ile yerlerinden kaldırılacaktır.”
- 25:47 - (Kutuplar yok) O, geceyi size bir örtü ve uyku vakti, gündüzü de çalışma vakti yapandır.“
Dünya’nın yaratılış süresi
Yerin 2, dağların 4, göklerin ise 2 günde yaratılmış olması ve yerin göklerden önce yaratılmış olması bilim dışıdır.
Dünya, yaklaşık 4,5 ila 4,6 milyar yıl önce, genç Güneş’in etrafındaki toz ve gaz bulutlarının yerçekimi etkisiyle birikip yoğunlaşması sonucu oluşmuştur. Gezegenin temel şeklini alması 10-20 milyon yıl sürmüş olsa da, bugünkü yapısına kavuşması ve soğuması milyarlarca yıl süren bir evrimsel süreçtir.
“De ki: ‘Siz mi yeri iki günde yaratanı inkar ediyor…’” 41:9
“O, dört gün içinde, yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı…” 41:10
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler. 41:11
“Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk…” 41:12
“…gökleri ve yeri altı gün içinde yaratan ve tahta kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan.” 7:54
Miras dağıtımında matematik hatası
Nisa suresindeki miras paylaşımındaki matematik hatası şu şekildedir. Üç ayete göre kişi öldüğünde geriye sadece annesi kalırsa 1/3 (Nisa-11), eğer çocuk yoksa ve sadece koca kalırsa 1/2 (Nisa-12), ölenin çocuğu yoksa ve bir de kız kardeşi bulunursa 1/2 (Nisa-176) oranında pay alacaklardır. Hal böyle olunca da netice 1/3 + 1/2 + 1/2 = 8/6 çıkacak ve sonuç net olarak 1’i vermeyecektir.
Güneşin kara çamurlu bir suya batması.
Eski toplumlar, Dünya’nın da Güneş, Ay ve yıldızlar gibi bir gök cismi olduğunu bilmezlerdi. Yere göre Güneş’in hareket ettiğini sanır, doğuda bir yerden doğup batıda bir yerde battığını düşünürlerdi. Bazı filozoflar, asıl dönenin Güneş değil Dünya olduğunu keşfetmiş olsalar da, insanların çoğu bu bilgiden habersizdi. Kur’an’da anlatılan Zülkarneyn hikayesinde de güneşin dünyada bir çamur gözesine battığı yazılır.
“Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu…” 18:86
Ayetten Dünya’yı göğün altında uçsuz bucaksız bir yer olarak gören ve göz yanılmasından dolayı güneşin dünyanın batısında bir çamur gözesine battığını sanan bir yanlış bilgiye sahip olunduğu anlaşılmaktadır. Bu ayet, İslamcılar tarafından güneşin sanki okyanusta batıyormuş gibi görünmesi olarak açıklanmaya çalışılır. Öyle olsa, ayette “sanki” sözcüğü olurdu ama yoktur ve bazı mealciler bu sözcüğü parantez içinde ayete ekler.
Kalbin düşünme organı sanılması
Kuran’da kalp sözcüğü yaklaşık 260 kez geçer. Eski çağlarda kalp düşünme organı sanıldığı için ayetlerde duygular, düşünceler, inançlar kalpteymiş gibi anlatılmış. Tıpkı Antik Mısır’da olduğu gibi İslam’da da kalp beyin sanılıyor. Osya kalp kan basıncını düzenleyen bir organdır.
“Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız” 17:46
“…senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.” 26:195
“…müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.” 2:97
“Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkardır.” 2:283
“Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız…” 18:28
Yıldırım ile korkutan Allah
Rad-12-13 ayetlerinde gök gürültüsü, şimşek ve yıldırım Allah’ın insanları korkutma aracı olarak anlatılıyor. Bu bilimsel bir çelişkidir. Ayrıca Allah’ın paratonerden haberi yok muydu?
“O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir.” 13:12
“Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Halbuki O, azabı çok şiddetli olandır.” 13:13
Her canlının çift yaratıldığı
Zariyat-49 ayetine göre her canlı çift (erkekli dişili) yaratılmıştır oysa bakteriler, arkeler, virüsler bölünerek çoğalırlar, bazı bitkiler, şapkalı mantar, sölenter eşeysiz çoğalırlar.
“Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.” 51:49
Çamurdan yaratılan insan
Rahman-14 ayetine göre Allah insanı pişmiş çamur gibi bir balçıktan yaratmıştır. “Canlılık” değil sadece “insan” sözcüğü kullanılması evrim teorisine terstir. İnsan çamurdan yaratılmamıştır. Halbuki benzer bir hayvanın DNA’sı üzerinde yapacağı değişiklikle insanı yaratması daha bilimsel olmaz mıydı?
“Allah, insanı pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.” 55:14
Ölünün diriltilmesi
Ölünün diriltilmesi bilim dışı sözde mucizedir.
“‘Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun’ dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir.” 2:73
Denizin yarılması
Denizin yarılması bilim dışı sözde mucizedir.
“Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış…” 2:50
Ay’ın yarılması
“Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.” 54:1
Katırın yaratılışı
Katır, erkek eşek (merkep) ile dişi atın (kısrak) çiftleşmesiyle meydana gelen ve çoğu kez kısır olan melez hayvandır fakat Nahl-8 ayetinde üçünün de ayrı ayrı yaratıldığı iddia edilir.
“Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.” 16:8
Hayvanların 8 çift olması
“O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. “ 39:6
Sekiz çift hayvan az değil mi? Hangileri acaba? At, eşek, deve, koyun, keçi, öküz-inek, tavuk-horoz, hindi, ördek, tavşan, kuş, balık, kedi, köpek, balarısı… Aşağıdaki ayetlerde açıklanıyor hangileri olduğu:
“O, hayvanlardan sekiz eşi de yaratandır, koyundan iki, keçiden de iki.” 6:143
“Deveden bir çift sığırdan da…” 6:144
Şeytana atılan kandiller
Mülk-5 ayetinde yıldızların şeytanlar için atış tanesi olduğu yazar, bu bilim dışıdır.
“Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.” 67:5
Kandille kastedilen yıldız. Ama sanki yıldızın ne olduğu bilinmiyor. Boyutları küçük sanılıyor. Güneş ile yıldızlar farklı düşünülüyor. Koca yıldız, belki de dünyanın 30-40 misli büyüklüğünde, ama ayette şeytanlara atış tanesi olarak yapıldığını söylüyor.
Savaşçı Melekler
Savaşta Müslümanlara melek ordusuyla destek veriliyormuş. Melek ordusu bilim dışıdır. Kazanılan savaşta melekler yardım etmişken mağlup olunan savaşta yardımcı olmamışlar? Zafer meleklerden, yenilgi ise insanların hatasından. Diğer ileri zamanlarda da melek ordusuna ihtiyaç var fakat Allah umursamamış.
“Hani sen mü’minlere, “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun.“ 3:124
“Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.” 3:125
“Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.“ 3:165
Ay’ın nur olduğu
Yunus-5 ayetinde Ay’ın ışık kaynağı olduğu yazıyor fakat Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor.
“O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir.” 10:5
Bir gece bin aya bedel
Kadir-3 ayetinde bir gecenin bin aydan (bir ömür) daha hayırlı olduğu yazar. Sadece bir gece bir insan ömründen nasıl daha hayırlı olabilir?
“Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır!” 97:3
Tatlı suda inci ve mercan yetiştiği
Rahman ve Furkan surelerinde geçen denizlerden birinin suyunun içilebilen tatlı su olduğu, diğerinin acı ve tuzlu su olduğu yazılıdır. Rahman-22’de her ikisinde de inci ve mercan çıktığı yazar. Oysa tatlı suda inci ve mercan yetişmez.
“O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.” 25:53
“(Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.” 55:19
“O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.” 55:22